Planlı gelişen bir turizm kenti mi istiyoruz?

Hani doğal güzellikleri olan şehirler vardır, tarihi ve kültürel varlıklarını koruyup bugüne taşıyabilmiş şehirler. Hani kullanma koruma dengesini kurabilmiş şehirler.

Hani gördüğünüzde hayran kalırsınız, imrenirsiniz, özenirsiniz; biz niye böyle yapamıyoruz dersiniz.

Arkeoloji müzeleri, bilim müzeleri, mumya müzeleri vardır, sanat galerileri, konser salonları vardır.

Korunmuş sokakları, korunmuş evleri, korunmuş meydanları vardır. Heykelleri, anıtları vardır, parkları, bahçeleri vardır.

Arkeolojik gezi alanları, sütunlu, heykelli sokakları vardır.

Şaşırırsınız; tertemiz ırmak kıyıları, plajları, deniz kenarları vardır.

Meydan meydan, salon salon, sokak sokak kültür sanat spor etkinlikleri yapan gençleri vardır.

Gençlerin katılıp kent kültürünü özümsedikleri, deney sahibi oldukları arkeolojik kazıları vardır, deneysel arkeoloji çalıştayları yapılır. Özenirsiniz.

Gidip görmeseniz de filmlerde rastlarsınız bu şehirlere; imrenirsiniz hayran kalırsınız, kıskanırsınız.

Onların ”Müze Kent”, “Korumanın Başkenti” “Yavaş Şehir” gibi tabelaları vardır. UNESCO miras listesine girdikleri için dünyanın dört bir yanından dört mevsim misafirleri vardır.

KENDİ KENTİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE, AMASRA’YA BAKTIĞIMIZDA “bizde neden böyle değil” diye üzülürüz.

EVET; onların kafalarında tarihi kent dokusuna aykırı bir çok katlı yapılaşma yoktur, tarihi değerleri ezen, görünmez kılan İMAR RANTI YOKTUR, onların kafasında PLANLANLI GELİŞEN TURİZM KENTİ VARDIR.

Onların hedeflerinde; Doğal güzelliklerini, Tarihi ve Kültürel değerlerini koruyarak gelişen KORUMA KULLANMA DENGESİNİ KURABİLMİŞ bir kent vardır.

AMASRA BİR MÜZE KENTTİR.

Duyar gibi oluyorum, Bedesten mi dediniz, KuşKayası, Cenova şatosu mu dediniz?

Amasra müzesinde eserler, kale, köprü, fener, yalıyarlar, su altında antik rıhtımlar mı dediniz?

“Taştan konaklar, ahşap kaptan evleri, gezerken görüp keşfedelim diye sokaklara gizlenmiş tarihi eserler, denizcilik, balıkçılık ahşap ustalığı gibi ata yadigarı meslekler, kibar, misafirperver pansiyoncu ailelerimiz var” dediğinizi duyar gibiyim.

Boztepe’de Akrepol, karşı yamaçlarda Nekropol, Tavşan Adasında Manastır, Büyüktepe yamacında İnziva Mağarası, şehrin göbeğinde Roma hamamı, az ilerisinde küçüğü için Evliya Çelebi’nin “havası ve binası latif, gönül açıcı bir hamam” dediği iki Osmanlı hamamı, Sarnıçlar, yeraltı galerileri, 2000 yıl öncesinin ilk çevreci eylemi ”horhor dere tüneli”, Kitabeler, Anıt mezarlar, Lahitler, Osmanlı tarihine ışık tutacak yazılı mezar taşları, Camiler mi dediniz?

Bakacaktan, Boztepeden, Ahatlardan seyrine doyum olmayan iki koylu, 3 adalı, 5 tepeli “dünyanın gözü” şehir Amasra’yı bildiniz mi?

Bizim 9 yıllık iktidarında kurduğu şehri 2000 yıldır adıyla andığımız Amastris’imiz var buraları bize emanet eden Fatih’imiz var.

O yüce gönüllü padişah bizi 558 yıl sonra görüp te bu defa “BU MU OLA size miras bıraktığım şehir, BU MU OLA“ diye gürlemezse iyidir.

Akıl toplama, akıl yürütme, akıl kullanma toplantıları yapma ve halkı bu toplantılara katabilme çabalarımızı görürse belki de bizi bağışlayacaktır.