Semavi EYİCE ‘den derleyen Hüseyin ÇOBAN

Fotoğraflar NECDET SAKAOĞLU arşivi

40 lı yıllarda Amasra mendireği şimdikinden daha kısa idi. Bu mendireğe paralel olarak batık duran ”ŞAHİN” vapuru vardı.

Kurtuluş savaşı günlerinde Anadolu’ya cephane getiren bu şilep Amasralı denizcilerin anlattıklarına göre Ruhi adındaki süvarisinin beceriksizliği yüzünden limanın içinde batmış ve burayı kullanılmaz bir hale getirecek şekilde yıllarca kalmıştır.

Ambarlarında hala patlayıcı maddeler olduğu söylendiğinden kimse bu batığa dalma cesareti gösteremezdi. Fakat Amasra gençlerinin en büyük deniz eğlencesinin merkezi ikinci bir kazazede gemi oldu.

1931 yılı kışında Karadeniz’de tarihte pek duyulmamış bir şiddette bir kasırga olmuş ve dalgalar mendireği aştıktan başka limanın dışındaki büyük ada denilen adacığı tamamen kaplamıştı.

Bu dehşetli fırtına sırasında Karadeniz’de dolaşan çok sayıdaki vapurdan başka ahşap yelkenliler de Amasra limanına sığınmışlardı.

Kasırganın şiddetinden “Rize” adında kömür yüklü bir şilep demirini tarayarak büyük limanda kumsalın önünde karaya vurmuştu.

Eski Osmanlı Parlamentosunda Lazistan mebusu olan Suudi beyin bu 1866 yapımı Türkiye’nin en yaşlı gemisi İngiltere’de posta vapuru olarak inşa edilmişken, kamaraları söküldükten sonra kömür şilebine dönüştürülmüştü.

Limanda sıkışık bir durumdaki diğer vapurlardan biri de aynı durumda karaya vurmuş ve Rize’nin sağ tarafını kazıyarak arkasındaki kepçe tabir edilen kısmını parçalayarak kumsala yaslanmıştı.

Az sonra üçüncü bir şilep de kumsalın boş kısmına aynı şekilde yaslanmıştı. Bu son iki gemiden 1878 yapımı Fuat beye ait “İntepe” vapuru idi. Az hasar görmüş İnkişaf ile İntepe zaten kumsalda olduklarından fazla yara almamışlardı. Bundan dolayı bir süre sonra kurtarılıp tamir görerek hizmete geçtiler.

Ancak yaşı 65 i bulmuş olan Türkiye’nin en eski yük gemisi “Rize”, bir daha yerinden kaldırılmadığından Amasra kalesinin önünde 20 yıldan fazla yattı.

Arka tarafı parçalandığı için kıç altı ve makine dairesine su dolmuş olan bu gemi, 20 yıl boyunca Amasra gençlerinin başlıca eğlence yeri oldu. Arkadaki yırtılmış kısmı kıyıya oldukça yakın bulunduğundan, buraya rahatça yüzülerek ulaşılır ve bu parçalanan yerden vapurun güvertesine çıkılırdı.

İlk zamanlar gümrük muhafaza görevlileri tarafından  bir parça korunan vapur, sonra başı boş bırakıldığından, denize dalma ve atlama merkezi durumuna gelmişti.

Arka tarafta bulunan yemek salonunun üstünden veya kaptan köprüsünden, hatta çarmıklarından tırmanılarak direklerden denize atlama denemeleri yapılırdı?

(KİMBİLİR BELKİDE YILLAR SONRA, LİMANIN GÜNEY DOĞU KISMINA KURULACAK OLAN KARABÜK DEMİR ÇELİK DİNLENME TESİSLERİNİN SAHİLİNE BU NEDENLE TRAMPLENLER KURULABİLMİŞTİ.

70 Lİ YILLARDA AMASRA’NIN EN KEYİFLİ DENİZ EĞLENCELERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPAN KÜÇÜK VE BÜYÜK TRAMPLENLER, AMASRALI GENÇLERİN DALMA VE DENİZE ATLAMA BECERİLERİNİN SERGİLENDİGİ TİYATRO SAHNESİ GİBİYDİ. BİZİM GİBİ KARABÜK VE SAFRANBOLU DERELERİNDE YÜZMEYİ ÖĞRENMİŞLER İÇİN BİRİNCİ TRAMPLENE KADAR GİDEBİLMEK YÜZEYİ ÖĞRENMENİN BİRİNCİ ADIMI, İKİNCİ TRAMPLENİN EN ÜSTÜNDEN ATLAMAK İSE ARTIK AMASRALI GENÇLER TARAFINDAN KABUL GÖRMENİN SON AŞAMASIYDI. Ki ben o aşamaya hiç ulaşamadım. – Derleyenin notu.)

Daha sonraları her kış geçtiğinde  vapurun ahşap aksamları eksildi. Gemin üst yapısı; baca ve havalandırma manikaları ile demir bir  iskelet halini aldı. Salon, kaptan köprüsü, süvari kamarası hatta güvertenin ahşap kaplaması sökülmüştü. Korkusuz çocukların yaptıkları en tehlikeli oyunlardan biri, pistonların üst yüzeyine kadar su dolu olan makine dairesine dalmaktı.

65 yaşında Amasra limanında ölü olan bu gemi de yirmi yıl gençlerin eğlence ve deniz sporları merkezi olarak, Liverpol tersanesindeki yapımcılarının hatırlarına bile getiremeyecekleri bir görevi sürdürdü.

İşte beklide bütün bunlar Amasra’nın 1950 li yıllardan sonra denizcik ve turizm de kendinden söz edilmesini sağlatan kültürel unsurlardı.

BATIK BİR GEMİ BİLE KENTE DEĞER KATABİLİR.